CORONA’YI YENDİĞİMİZ ŞAFAK

Hepimiz kendi hayat koşuşturmamızda, gündelik endişelerimiz ve ülke sorunlarımız arasında yaşayıp gidiyorduk. Bugün hangi ülke sınırındayız, kaç mülteci geldi,kaç şehidimiz var, nereye kaç kere çığ düştü, ekonomi ne zaman düzelecek, düzelmezse benim işlerim, kira, çocuğun okulu ne olacak derdindeyken dünya bizi hiç ilgilendirmeyen, elimizde mısırımızla korku filmi gibi izlediğimiz bir düşmanla savaşmaya başladı. Her yerde insanlar hastalanıp, tek tek ölmeye başladılar ama biz film gibi seyretmeye devam ettik. Tüm dünyayı kasıp kavuran bir virüs bizim genlerimizin üstünden sekerek atlar, havalar da ısınınca sıcakta erir zaten diye beklerken, umarsızlığımıza gözüne kırmızı bayrak sallanmış kızgın bir boğa gibi cevap veren corona, son sürat geldi ve bize boynuzlarını sapladı.

Ve umarsızlık önce kaygı, sonra korku şimdi de paniğe dönüştü. Çünkü insan bilmediğinden ve kontrol edemediğinden korkar ve corona tüm dünya için hala birçok açıdan bilinmezliğini korumakta. Tek bildiğimiz nasıl korunabildiğimiz ki o da birçok açık kapı içeren, birçok delinebilir hassas noktaları olan bir virüs koruma duvarı gibi aslında. Sanki hangi köşeyi kapatırsak kapatalım, açık bir nokta kalıyormuş gibi.

İşte bu sebeple böyle bir dönemde en önemli şey kendi içimizde sakin, stabil ve soğukkanlı kalabilmek. Dışarıdan gelen bilgileri kontrol edebilmemiz mümkün değil ve merak etmeyip bakmamak da mümkün değil. Aslında doğru da değil bir açıdan. Çünkü bilgisizlik de bizi savunmasız bırakır ama bilgiyi doğru ve soğukkanlı bir süzgeçten geçirmektir bizim bu dönemi daha kolay, daha az psikolojik zararla atlatmamızı sağlayacak olan. Kaygı bir kere hayatımızın kontrolünü eline geçirirse bugün coronaya yarın ise bizi korkutabilecek, bizden güçlü görünen, bilinmezleri olan herhangi bir canavara karşı kontrolümüzü kaybedebiliriz. Önemli olan kendi içimizde o kaygıdan daha güçlü olduğumuzu kendimize bir kere kanıtlayabilmektir sonrasında tüm canavarlar bizim için öldürülebilir olacaktır.

Şu an gelen tüm bilgiler, dünyadaki etkileri, ona karşı çok güçsüzmüşüz gibi hissettiriyor olabilir ama aslında insan her zaman doğanın heybeti karşısında güçsüz olmuştur zaten. Her zaman yaptığımız, alabileceğimiz tüm önlemleri almak, bize söylenen şekilde kendimizi korumak ve bize, sevdiklerimize bir şey olmayacağını ummaktır. Şu anda da durum temel olarak bundan ibarettir sadece, bu sefer önlemler hayat akışımızı değiştirdiği, bizi kısıtladığı ve bize kendimizi engellenmiş hissettirdiği için kaygı ve korku yanında farklı olarak öfke de hissediyor olabiliriz. Ama önemli olan bu zamanı kendi lehimize kullanmak, son hızla akan ve bize asla yavaşlama, kendimizle kalma ve yüzleşme şansı vermeyen modern hayata “ben senden güçlüyüm, sen beni korkutamazsın, ben senin gözlerinin içine bakarım ve kendi hayatımı, kendi duygularımı kendim kontrol ederim” diyebilmektir. Bu zamanı kendimiz için anlamlı birşeyler yaparak, kendimize, hayatımıza daha önce hayatın koşuşturmasından dolayı katmakta sıkıntı çektiğimiz şeyleri katmak için kullanarak geçirirsek biz o zaman bu virüse ve onun yarattığı kaygıya yenilmemiş oluruz. Ancak o zaman bu karanlıktan bir güzellik ve Pandora’nın kutusundan umudu çıkartabiliriz. Çünkü bu sadece insanlara verilmiş bir özelliktir en kötü, en karanlık günden içindeki gücü, inancı ve umudu kullanarak aydınlığa ulaşmak. Ve bunu tüm gücümüzle yapmak, ihtiyacı olanlara bu desteği verip onlara bu gücün içlerinde olduğunu hatırlatmak için bundan daha iyi bir zaman olamaz.

“Karanlık olmasaydı yıldızları asla göremezdim” Stephenie Meyer

Hayatınızdaki yıldızları fark etmeniz ve sevdikleriniz için bir yıldız olabilmeniz en çok böyle zamanlarda mümkündür. Ve unutmayın en karanlık an şafak sökmeden önceki andır. Tüm coronaları zihnimizde yendiğimiz şafağa…..

Yorum Yap:

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Site Altbilgisi

Sliding Sidebar

Arşivler

Kategoriler