AYNADAN BAKAN KİM

Jung der ki “Kendi karanlığınızı bilmek, diğer insanların karanlıklarıyla başa çıkmak için en iyi yöntemdir.” Ama bunun için kişi önce kendi karanlığı ile karşılaşmaya hazır olmalıdır. Öyle kolay bir yolculuk da değildir bu. Kişi önce kendisiyle savaşa hazır olmalıdır.

Bir aynada gözlerinize baktığınızda ama gerçekten gözlerinizin içine doğru baktığınızda, o aynanın yarattığı sonsuzluk hissinde başlar kendinize yolculuğunuz. İşte orada kimlerle karşılaşacağınızı bilemezsiniz, birinci dönemeçte kimsenin görmesini istemediğiniz, herkesten özenle sakladığınız, herkesi kaçıracağını düşündüğünüz, en ulaşılmaz yüzünüz çıkar belki karşınıza. İşte orada onunla yüzleşip, onu yargılamadan, yanılgılarını değiştirme, hatta onu kucaklama çabasına girebilirse kişi çok büyük bir aşamayı geçmiş olur ve derken yolda bir ağacın arkasından korkmuş küçücük bir çocuk ben çıkar karşısına birden. Önce onu kabullenmesi gerekir, içinde korunmaya, saklanmaya, sevilmeye muhtaç küçücük bir çocuk olduğunu. Sonra onu alıp sevmesi, ihtiyacı olan sevgiyi, güveni vermesi gerekir, usulca incitmeden, bugünkü kocaman kalbi ile. İşte o zaman yüzleşir bugünkü kocaman kalbinin nelere muktedir olduğuyla. Kim bilir belki onun da sevilip, iyileştirilmeye ihtiyacı vardır.

Ve yolculuk böyle devam eder, her dönemeçte yeni ve bilinmeyen bir ben beklemenin hafif tedirginliği ve çocuksu coşkusuyla. Yani Sokrates’in savunduğu gibi göz aynaya baktığında kendini olduğu gibi görür ve bu kendini tanımasına , sınırlarını anlamasına, kusur ve eksiklerini fark etmesine yani kendini bilmesine yardımcı olur ancak  ve ancak buna gerçekten hazırsa ve isterse.

Bu yolculukta ihtiyaç duyduğumuz kaynaklar, erdemler ve güçler de içimizdedir aslında.O dönemeçlerde karşımıza bu yanlarımız da çıkacaktır, önemli olan onlara da alçak gönüllülükle ve gerçekçi bir bakış açısıyla yaklaşabilmektir, Narcissus gibi kendi yansımamıza aşık olup, o görüntüde kaybolmadan.

Yani kendi gözlerimize bakarken ne karanlığında boğulmalı, ne güzelliğinde kaybolmalıyız ki gerçek kendimizle yüzleşip, eksiklerimiz fark edip, hesaplaşıp, evrile bilelim. İnsan kendi değerini kendi yaratır ve kendi karanlığı ile yüzleşemez ise kendinin en büyük düşmanı olabilir. Bu savaş için kimden yardım alırsa alsın aslında yalnızdır. Özdemir Asaf’ın dediği gibi;

Yalnız,

Bir ordudur kendi çölünde

Sonsuz savaşlarında

Hep yenen

Kendi ordusunu.

Sizin de kendi savaşlarınızda hep yenen olmanız dileğiyle……

Yorum Yap:

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Site Altbilgisi

Sliding Sidebar

Arşivler

Kategoriler