Sadece kadınlar günü değil kadın oluşumuz kutlu olsun

Lilith yaratılan ilk kadındır efsaneye göre. Her efsanede olduğu gibi kimine göre kötü, kimine göre iyidir. Aslında bakış açısıdır her zamanki gibi iyiyi kötüyü belirleyen. En büyük kötülüğü tarihe göre erkeğine itaat etmek istememesidir. Böylece başlar kadınla erkeğin bitmeyen kavgası. Lilith öcünü çok acımasızca almıştır ve almaya da devam etmektedir birçok inanışa göre ama gerçek hayatta biz kadınlar eşit olduğumuzu, aynı yaratıldığımızı kanıtlamak için ömür boyu süren savaşlar vermek zorunda kalıyoruz ne yazık ki. Bir çoğumuz eşitliğe yaklaşamadan, bırakın eşitliği bir birey olduğunu anlayamadan kayıp gidiyoruz bu hayattan.

Hepimiz önce doğduğumuz evde istenerek,planlanarak hayata gözlerimizi açtığımız yerde sarılıp, sarmalanmayı, sevilip kabul görmeyi bekliyoruz. Ve ilk darbeyi de burada yiyoruz kimi zaman. Bir benzerimizi daha görüyoruz o evde küçük bir farkla görünüşte ama bir bakıyoruz tüm dünya onun etrafında dönüyor.Kurallar bile farklı onun için, yapabildikleri, yapamadıkları hep ona özel. Bunu aşıp, bununla barışmayı başarsak bile atıldığımız hayatta bir bakıyoruz ki adım attığımız her yerde de bu kurallar geçerli. Her yerde onların kuralları farklı ve aslında onlar koyuyorlar kuralları. Ve biz sınırları, çerçeveleri onlar tarafından konulmuş bir dünyada, onlar tarafından verilmiş haklarla oynayan avatarlar olarak kendi oyun alanlarımızı, kendi kurallarımızı, kendi koşullarımızı yaratmaya çalışıyoruz.

Kimi zaman sevgiyle uzlaşı, kimi zaman çatışmayla üstünlük sağlamaya çalışarak var olma savaşımızı veriyoruz hayat boyu. Ama kesin olan şu ki hayatın her yerinde evde, bilimde, iş hayatında, sokakta, sporda  varlığımızın yarattığı rekabet bu devirde bile bastırılmaya çalışılmamızın en büyük sebebidir aslında. Çünkü kadın yapısı itibariyle ağlarken projelerini yetiştirebilen, hastayken maça çıkabilen, depresyondayken sınavlarından geçebilen bir yapıya sahiptir. Bunu da aslında evdeki erkek çocuğu yetiştirdiğini ve koruduğunu zanneden ebeveynler yapmıştır. “Aman sen otur o yapsın, sen üzülme o üzülsün, erkekler ağlamaz” formatları erkeğe yüklenip diğer  bütün yükleri kız çocuğa yüklerken ve ne yaşadığına bakan olmazken, kız çocuğu onların altında büyümüş ve güçlenmiştir. Ve büyüyüp içinden o güçlü kadın çıktığında tüm dünyaya karşı savaşmaya ve verilmeyen haklarını almaya hazırdır.

Tabii herkesi, tüm ebeveynleri, tüm erkek kardeşleri ve hayatımıza giren tüm erkekleri aynı kategoriye sokmak değildir bu yazının amacı, insan söz konusu olduğunda herkes kendi özelinde biriciktir. Kız çocuklarını hem sevgiyle sarmalayıp, hem de bu hayata hazır olacak şekilde amazonlar gibi yetiştiren hem kocaman yürekleri hem de harika vizyonları olan ebeveynler, birlikte hareket edip, güçlerini, sevgilerini birleştirdiklerinde yani “eş” olduklarında hayatın ne kadar güzelleştiğini, kolaylaştığını fark edip hayatlarındaki kadınlarla birlikte hayatlarını tamamlayan yüreği gururlarından daha büyük olan erkekler bu dünyayı bir gün hep birlikte daha güzel yapmamızı sağlayacak olanlardır. Çünkü bizi güçlü yapan farklılıklarımızdır. Bir araya geldiğimizde, birbirimizi tamamladığımızda duygular, sağduyu ve mantığın birleşiminden oluşan muhteşem üçlemenin yaratamayacağı bir gelecek yoktur. O gelecek ister barış, kardeşlik ve adaletin hüküm sürdüğü bir dünya olsun, ister bunları sağlayacak pırıl pırıl bir nesil yetiştirmek olsun.

Bunları başarabildiğimiz güzel günleri görmenin umuduyla, bizi gerek sevgisiyle gerek korkusuyla yaratan herkese teşekkürlerimizle.

8 Mart kadınlar günümüz kutlu olsun……

Yorum Yap:

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Site Altbilgisi

Sliding Sidebar

Arşivler

Kategoriler